HAKKIMIZDA
ÇUKUROVA ÇAĞDAŞ SANAT KÜLTÜR VE EĞİTİM VAKFI (ÇUKUROVA ÇAĞDAŞ)
Y – A – P – A – B – İ – L – İ – R – İ – Z !
Tarsus Kültür Girişimi İnisiyatifi’inden*
Çukurova Çağdaş Sanat Kültür Ve Eğitim Vakfına…
Tarsus Kültür Girişimi İnisiyatifi oluşturulması düşüncesi 20 Kasım 2019 tarihinde Adana’da Korart Sanat Galeri‘sinde düzenlenen “Enki” başlıklı grup sergisi sırasında kimlik bulmaya başladı. Sergi nedeniyle Çukurova Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi salonunda düzenlenen ve Resim Bölümü Başkanı ve sanatçı Dr. Muzaffer Tire moderatörlüğünde İstanbul’da yaşayan Tarsus doğumlu sanatçı, sanat yazarı ve şair Ekrem Kahraman ile Mardin doğumlu Mersinli genç sanatçı Kadir Akyol‘un “Günümüzde Çağdaş Sanatın Dünyada ve Türkiye’deki Durumu” başlıklı söyleşilerinin ardından Tarsuslu ressam ve Ressamlar Derneği kurucusu Hülya Atakan‘ın fikri vizyonu ve önerisiyle gündeme alındı. Öneriye Tarsuslu iş insanı Aydan Dirik’in de katılmasıyla Ekrem Kahraman’ın genel koordinatörlüğü, danışmanlığı ve öncülüğünde bir araya gelerek hep birlikte çalışmaya başladılar. Bu çalışmalar sırasında gruba Kültür Bakanlığı Eski Müşteşar Vekili ve Emekli Danıştay Üyesi Abdullah Dörtlemez; Tarsus Kent Konseyi Başkanı Dr. Ali Cerrahoğlu; Eczacı, Fotoğraf Sanatçısı Can Kalağoğlu; Berdan Cıvata Yönetim Kurulu Başkanı, iş insanı Hasan Şemsi; finans danışmanı H. Nuri Doğan; emekli savcı ve TARSADER başkanı Osman Homurlu; iş insanı, ressam, yazar, koleksiyoner Remzi Karabulut ve emekli bankacı Semih Yüksel de bu ilk öncüler arasına katılıp girişimi bütün bölgeye ve Türkiye’ye yaydılar. 12 Mart 2020 tarihinde (Coronavirüs salgını yasaklarının henüz başladığı günlerde) farklı kent, meslek, alan ve siyasi görüşlerden (ayrımsız bir biçimde) ilk girişimciler bölgenin en eski kadim kenti Tarsus’ta Tarsus Kent Konseyi salonunda geniş katılımlı bir basın toplantısıyla Çukurova bölgesinde, esas olarak bütün Türkiye’yi ve Akdeniz Ülkelerini de içine alan ve “YAPABİLİRİZ!” mottosuyla bir çağdaş sanat kültür ve eğitim girişimi başlattıklarını ve bunun merkezine de Tarsus’ta uluslararası bir çağdaş sanatlar müzesi kurma vizyonunu koyarak harekete geçtiklerini ilgili kamuoyuna basın yoluyla açıkladılar ve Tarsus’ta bir dizi toplantı gerçekleştirdiler.
İnisiyatif öncüleri, bir yıl içerisinde Çukurova bölgesinde yer alan illerin (Mersin, Tarsus, Adana, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş vd.) yanı sıra başta İstanbul ve Ankara olmak üzere hem Türkiye’nin hem dünyanın farklı ülkelerinden içlerinde farklı meslek, alan, siyasi görüş, grup ve partiden siyasetçi, aydın, entelektüel, bürokrat, ressam, sanatçı, sanatsever, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, eski bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları vd. olmak üzere yaklaşık 2.500 sanat kültür ve iş insanını, CEO’yu, tarihsel, toplumsal ve kültürel olarak gelecek vizyonu yüksek özel tüzel gönüllü ismi örgütlediler.
10 Mart 2021 tarihinde ise Tarsus’ta asgari 10 -15.000 metrekarelik kapalı alana sahip uluslararası büyük bir çağdaş sanatlar müzesi kurulması amacıyla başkanlığını Berdan Cıvata Yönetim Kurulu Başkanı iş insanı Sayın Hasan Şemsi‘nin başkanlığında 114 Kurucu isimle birlikte ÇUKUROVA ÇAĞDAŞ SANAT KÜLTÜR VE EĞİTİM VAKFI (ÇUKUROVA ÇAĞDAŞ)‘ı kurdular. Vakıf Kurucular Kurulu, yeni katılımcılarla birlikte önce 159, en son genel kurulundan sonra ise 165 “Mütevelli heyet” (kurucu üye) sayısına ulaşmış bulunuyor.
(*Genel danışmanımız, bazı Vakıf İl temsilcilerimizin önerisi ve bölgesel olarak ortak bir “birlik ve yol vizyonu” oluşturmak amacıyla Tarsus Kültür Girişimi İnisiyatifi 01 Ocak 2023 tarihi itibariyle ismini Çukurova Kültür Girişimi İnisiyatifi olarak değiştirmiş olup bundan böyle bu adı kullanılacaktır.)
Daha en başından itibaren (20 Kasım 2019) önüne en az 8 -10 yıllık bir gelecek vizyonu koyarak çalışmalarını bu yönde sürdüren Çukurova Kültür Girişimi İnisiyatifi ve onun bünyesinden oluşturulan Çukurova Çağdaş Sanat Kültür ve Eğitim Vakfı, girişimle ilgili Tarsus ve Mersin’de, başta Tarsuslu mahalle ve köy muhtarları olmak üzere bir dizi bilgilendirme toplantısının yanı sıra alandan isimlerle söyleşiler düzenledi. Yapılması amaçlanan çağdaş sanat ve kültür vizyonu hedeflerini ilgililerin yanı sıra Kültür Bakanlığıyla da paylaştı. Bir yandan da Çukurova bölgesinde geniş kapsamlı bir çağdaş sanat müze koleksiyonu oluşturmak amacıyla bütün Türkiye’de aynı anda bir bağış eser ve sanat kitabı kampanyası başlattı. Kısa zamanda 100’ün üzerinde ressam, sanatçı, sanat insanı ve kurumunun gönüllü bağış desteklerini alarak bölgenin ilk geniş çaplı sanat ve kültür koleksiyonu ile Tarsus’un şimdilik 10 -12.000 yıllık bir tarihe doğru uzanan tarihi üzerinden belki de dünyanın ilk Sanat Kitapları Kütüphanesi koleksiyonunu oluşturmaya girişti. Mersin Büyükşehir Belediyesi, Tarsus Ticaret ve Sanayi Odası destekleriyle de hem koleksiyonuna almış olduğu eserlerden ve kitaplardan geniş kapsamlı bir seçkiyi 4 -19 Kasım 2022 tarihleri arasında Çukurova Sanayi İşletmeleri Fabrikası’nın tarihi mekanlarında bölge halkına sergiledi.
Bölgesel Olarak Coğrafi Kültürel Ve Uluslararası Bir Tarih: TARSUS TARSUS! ÇUKUROVA ÇUKUROVA!
TARSUS: Tarsos / Tarsós / Tr̥sós (Baal Tarz) / Tersîs / Tarsûs / Tarasus / Terasus / Tarsa / Tarsu / Tar-şa (UruTar-Sa) / Tarse / Tarzi (Tarzu) / Tarasis / Tharsis / Tarzı / Tarz (Tepei) / Tarsi / Tarhunda / Tarhunt / Efsus / Arsus / Tersîs / Tarsis / Tarhon / Tarkon / Tersi / Tersein (Tarsein) / Tepikon / Aratos / Aratus / Parthenia / Kizzuwatna / Iuliopolis /Andrasos / vd.
Tarihsel bir sıralamaya tabi tutulmadan bir araya getirilmiş yukarıdaki harf kümeleri bugüne kadar -başta Tarsus Gözlükule Höyüğü olmak üzere- Tarsus ve çevresinde yapılmış ve halen de sürdürülmekte olan arkeolojik kazılardan elde edilen bulgular ile bunlar üzerinden konunun uzmanı arkeologlar, araştırmacılar, tarihçiler, yazarlar, siyaset ve kültür bilimcileri tarafından kaleme alınmış tarihçe, tarih ya da felsefi metinlerden derlenmiş tarihsel Tarsus‘un gelmiş geçmiş isimlerinden yalnızca bazıları…
Bir zamanlar Akdeniz’in kuzey (bugünkü Portekiz, İspanya, Fransa, Monako, İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Yunanistan, Malta, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, vd.) ve güney kıyılarını (bugünkü Mısır, Libya, Cezayir, Tunus, Fas vd.) içine alan Antik Roma uygarlığı (MÖ 753-MS 476) egemenliğinde bulunan bu büyük kültürel coğrafyada Roma imparatorluğu’nun bir eyaleti olan Kilikya (bugünkü Çukurova) ve onun uzunca bir süre önemli bir uygarlık merkezi olarak işlev gören kadim Tarsus ise Kilikya eyaletinin efsane başkenti. İsa’nın 13. Havarisi / elçisi olarak da bilinip anılan ve bütün Hristiyanlık dünyası tarafından kutsal olarak kabul edilmiş St. Paul’un doğup büyüdüğü ve yaşadığı bereketli coğrafya…
Hatti Ülkesi’nden (Asia Minör) Küçük Asya’ya… / Küçük Asya’dan Anatolia’ya… / Anatolia’dan (Turchia) Anadolu’ya… / Anadolu’dan Osmanlı İmparatorluğu’na /
İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e: Türkiye’ye … / Türkiye’den Yakın Asya, Yakın Ortadoğu ve Akdeniz bölgesine (Kuzey Afrika – Güney Avrupa vd.) ülkelerine…
Levant’tan Hypachoea’ya / Hypachoea”dan Antik Cilicia Trachea (Dağlık Kilikya) ve Cilicia Pedias (Düzlük Kilikya) Cilicia’ya ve onun başkenti Tarsus’a / Kilikya’dan da günümüz Çukurova’sına…
Oğuz Türkmenleri’nin Toros Dağları’nı aşıp güneye Akdeniz kıyılarında yer alan Kilikya’ya (bugünkü Çukurova) inmeleri sırasında, henüz Toroslar’ın eteklerindeyken sürpriz bir biçimde önlerine serilen bu “düz ova” Toros Dağları yamaçlarından bakıldığında sanki çukurdaymış gibi göründüğü için “Çukur” ya da “Çukurova” ismini yakıştırdıkları ve bu ismin de zamanla bu söyleyiş haliyle kabul görerek kalıcı hale geldiği belirtilmektedir. Toros Dağları’nın yamaçlarından kıvrıla kıvrıla “çukur”a inildikten sonra, dağların arasından bu düzlüğe doğru akan Seyhan, Ceyhan ve Berdan ırmaklarının sularıyla beslenen ve Homeros tarafından da “Aleian düzlüğü” olarak anılan Çukurova gerçekten de Akdeniz’e kadar uzanan bu bereketli topraklar Türkler için hep “ÇUKUROVA” olarak bilinmiş ve günümüze kadar da bu isimle anılmaktadır.
Anadolu, Çukurova ve Türkiye… Üçü de bazen zamansal ve tarihsel, bazen kavramsal ve anlamsal bazen de toplumsal ve kültürel olarak birbiriyle iç içe büyüyüp gelişerek içerik kazanmış benzer ya da ardışık bir dizi ilişkiler içinde oluşmuş kavramlar. Üçü de hem tarihsel ve kültürel hem düşündürücü ve cesaretlendirici hem de ilham verici destansı içeriklere felsefi kültürel iletilere sahip… Üçü de aynı coğrafi kültürel topraklar üzerinde iç içe geçerek oluşmuş toplumsal kültürel uzun bir sürecin dönüşümleri sonucunda oluşmuş bir uygarlığın somutlaşıp kimlik kurması…
Anadolu’nun uzunca bir süre önce Türkleşmesi, sonra da Türklerin önce Müslümanlığı ve 1923 yılında da Cumhuriyeti benimsemeleri tarihsel bir evrimleşmenin zorunlu sonucu olduğu kadar aynı zamanda bir tür yeni bir içerik, anlam ve form üretmesi de demek aslında…
Ünlü İngiliz şair ve oyun yazarı William Shakespeare 5 perdelik oyunu Pericles’de Tarsus’u, Hatay’ın merkez ilçesi Antakya, Efes, Bergama ve Lübnan’ın tarihi Sur kenti ile yine Doğu Akdeniz sahillerinde yer alan kutsal topraklarda kurulu birbirine bağlı beş kentten (Sodom, Gomorrha, Zoar, Admah, Zeboim) oluşan Pentapolis kentleriyle birlikte anar.
Efes dışında kalan sözü edilen diğer kentler, bilindiği üzere o dönem “Levant” adıyla anılan Doğu Akdeniz kıyılarından başlayıp, doğuda Mezopotamya, batıda Doğu Akdeniz, güneyde Arabistan ve Afrika çölleri ve kuzeyde ise günümüzdü artık Çukurova diye anılan bölge ile Pamfilya (Antalya) ovasının Alanya tarafında yer alan kısmının da dahil edildiği Toros Dağlarıyla (Dağları’yla) çevrili büyük bir tarihsel bölgede yer almaktadır.
Bu kadim “bereketli” coğrafyaya günümüzde bile geleceğe yönelik oldukça yoğun öngörü ve tartışma konusu yapılarak aşırı önem atfedilen Yakın Ortadoğu ve Yakın Asya (bugünkü Suriye, Lübnan, Ürdün, Filistin, İsrail, İran, Irak, Suudi Arabistan, Yemen, Kuveyt, Umman, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Pakistan, Afganistan vd.) eklendiğinde önümüze büyük insanlık tarihinin -şimdilik- tıpkı Tarsus gibi yaklaşık 10 -12.000 yıllık ortak geçmişe sahip uzak yakın bütün bölge ülkeleri, kadim insanlık kültürleri, geniş kültür / inanç / yaşam vahaları ve çağımızın temel ulus kültürleriyle bezeli büyük bir coğrafyanın zengin birikimi çıkar…
Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kurulu Akdeniz Uygarlıkları Araştırma Enstitüsü raporlarında da belirtildiği üzere Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının hem tarihsel hem kültürel hem coğrafya olarak neredeyse iç içe geçtikleri bu büyük ve “bereketli” kültürel vahada yer alan, eski tarihi kadim ulus kültürlerinin çevrelediği Akdeniz bölgesi yalnızca kıyıdaş ülkelerde köklenip gelişen temel bilimler, yazı ve teoloji ile yetinmeyip aynı zamanda Mısır, Hitit, Finike, Helen, Roma, Doğu Roma, İslam, Selçuklu ve Osmanlı gibi dünya tarihine yön veren en önemli uygarlıklara ev sahipliği yapmış olmasıyla da kendine has özellikleri olan özgün bir coğrafyadır. “Akdeniz Havzası; Güney Avrupa ülkeleriyle batı medeniyetine, Kuzey Afrika ülkeleriyle Arap medeniyetine, Ön Batı Asya ülkeleri ile kadim birçok kültürü barındırırken ve özellikle Türkiye ile Türk medeniyetine ev sahipliği yapmaktadır. Bu medeniyetlerden Roma, Doğu Roma, Emevi, Abbasi, Fatımi, Eyyûbi, Memluk, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde, felsefe, bilim ve üç büyük semavi dinin sağladıkları kültürel ve tarihsel katkı, Akdeniz’in sınırlarını aşarak tüm insanlık tarihinin birikimini oluşturan ortak bir belleğe dönüşmüş gibidir. Geçmişte olduğu gibi günümüzde de bölge bu tarihsel kültürel kadim önemini korumaktadır. Havza çevresinde ekonomik sosyal gelişmesini tamamlamış bölgelerle ile gelişmekte olan bölgeler ve geri kalmış bölgeler iç içe ve yan yana bulunmaktadır. Kalkınma ve geri kalma, kültürel düzeyle doğrudan ilişkilidir. Bölgeleri birbirinden farklı kılan faktörler, ancak kültürel bir perspektifle anlaşılabilecektir.
Bu büyük kültürel girişimin hem ufku geleceğe açık çağdaş kimliği ve birikimi bağlamında hem yakın Ortadoğu Yakın Asya ve Akdeniz bölgesinin kültürel yaratıcı, ilham verici bir merkez-sentez olacak uzun ve birikimli tarihi, siyasal toplumsal kültürel geçmişi, hem olanakları yüksek yeni gelecek vizyonları içermesi nedeniyle birçok açıdan hem Tarsus’a ve Çukurova (Mersin, Tarsus, Adana, Osmaniye Kahramanmaraş, Hatay / Antakya vd.) Bölgesi’ne, hem Türkiye, Ortadoğu ve Akdeniz Bölgesi’ne fazlasıyla yakışacağına, başta bölgemiz olmak üzere tarihsel ve kültürel olarak yepyeni bir anlam katacağına, bunun da zamanla hem geleneksel hem güncel çağdaş sanat ve kültürel olarak Afrika ve Asya ülkelerine de yayılarak mazlum milletlere açılmasını, böylece Türkiye’nin bölgedeki öncü siyasi, kültürel çağdaş uygarlık iddialarına, muhtemel yeni bölgesel eşdeş kültürel yeni projelelere çağdaş insani kültürel yaratıcı içerikler katarak ülkemizi hem yeni bölgesel hem küresel hedeflerinde ve pozisyonlarında güçlü öncü bir konuma taşıyacağı düşünülebilir. Bu vizyonu yüksek kurumsallaşma çabasının başta Ortadoğu Bölgesi olmak üzere doğusuyla batısıyla, güneyi ve kuzeyiyle gerçekten de her açıdan hem bölgemiz Çukurova’ya hem ülkemize yepyeni ve anlamlı bir insanlık örneği oluşturarak büyük bir kültürel, ekonomik bir merkez yani “kültürel bir vaha” kimliği kazandıracağı açıktır.
Uzak yakın birçok ülkenin iştahını kabartan -neredeyse bütün dinlerin, bütün tarihsel kültürel insanlık iddialarının, yeni gelecek ütopyası fikirlerin, yeni sanat ve kültür formları ve uygarlık içeriklerinin boy vermiş olduğu- bu büyük ve tarihi kadim bölgeye savaş ve istila vb. yaklaşırken aynı alana Türkiye’nin ve kadim bölge ülkelerinin, uluslarının geleneksel ve çağdaş sanatlarını ve kültürlerini de içine alan, bu tarihsel birikimleri tutkuyla sahiplenen, öncülük eden böylesi girişken bir tutumun yol açacağı büyük tarihsel kültürel girişim ve kurumlaşma bölgemiz güçleriyle birlikte ve devletimizin de öncülüğü ve destekleriyle her anlamda heyecan verici olacağı tartışmasızdır.
Eğer bu büyük tarih kültür ve uygarlık birikimi üzerinden tarihe bir kayıt düşmek gerekirse; görüleceği üzere Çukurova Kültür Girişimi İnisiyatifi ve ÇUKUROVA ÇAĞDAŞ SANAT KÜLTÜR VE EĞİTİM VAKFI (ÇUKUROVA ÇAĞDAŞ), tam da bu tarihsel kültürel uygarlık birikimi üzerinden geliştirilen muhtemel öngörülere göre de bu olanaklı durumunu önümüzdeki yüz yıl içerisinde de aynı biçimde koruyup sürdüreceği öngörüsüyle hareket etmektedir.
Bir zamanlar hem Çukurova, hem Yakın Ortadoğu ve Yakın Asya, hem de Doğu-Batı, Güney-Kuzey demeden bütün Akdeniz ülkelerinin tarihi, siyasi, toplumsal, ulusal, coğrafi, sanat, kültür ve uygarlıklar birikiminin merkezinde uzunca bir süre belirleyici bir kültürel merkez olarak benimsenmiş Kilikya ve onun başkenti konumundaki Tarsus’ta, tarihindeki bu uluslararası bölgesel kültürel pozisyonunu yeniden öne çıkarma ve bölgesel çağdaş sanat ve kültürleriyle ilişki kurma ve bu zemin üzerinde uluslararası yeni, çağdaş bir sanat ve kültür vahası (Uluslararası Çağdaş Sanatlar Müzesi) kurma girişimine öncülük etme misyonunu benimsemiş bir çağdaş sanat kültür ve tarih girişimidir. Bu bağlamda birçok kültürel, toplumsal, tarihsel anlam ve bağlamda birbiriyle hayati ilişkiler üzerine kurulu zincirleme bir bütünlük oluşturan yakın bölge ülkeleri kültürleri ve toplumların bir arada düşünülmesi ve yan yana getirilmesi vizyonu üzerinden Tarsus / Çukurova merkezli çağdaş ve kültürel bir ütopyayı hayata geçirmeyi amaçlıyor. Bu nedenle de bölgemizde yer alan yerel ve merkezi yönetimleri, sanat, kültür dinamiklerini ayrımsız bir biçimde bir araya getirmeyi ve yaratıcı bir güç / irade haline dönüştürmeyi ve hep birlikte Çukurova’nın, kendi tarihsel kadim kültürü ile çevre bölge ülkeleri kültürlerini bir araya getiren anlamlı, birleştirici, bütünleştirici, yaratıcı bir dizi kümelenme yaratmaya amaçlıyor.
Çukurova (Tarsus, Mersin, Adana, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş vd.) bölgesinin, böyle bir birlikteliğin yaratılması için çok uygun tarihsel bir geçmişe ve kültürel birikime tecrübeye sahip olduğunu, bu nedenle de buna uygun bazı yeni kültürel vizyonlar, olanaklar, koşullar sağlandığında açılacak bir uluslararası bir çağdaş sanatlar müzesinin ve ona bağlı olarak projelendirilerek geliştirilip sürdürülecek büyük bölgesel sanat ve kültür girişimleriyle birlikte özellikle de şimdilik Akdeniz Çağdaş Sanat Bienali, Akdeniz Müzik Bienali vb. kurumsal istikrarlı sanat kültür etkinliklerinin bölgemize kazandıracakları her anlamda olağanüstü sonuçlar doğuracaktır düşüncesindeyiz. Öte yandan yine böyle bir girişimin bölgemizi Mersin, Adana, Hatay, Osmaniye ve Kahramanmaraş’taki Güzel Sanatlar Fakültelerinin de katkılarıyla günümüz çağdaş sanatlarının uluslararası yeni çekim merkezi yapmasının yanı sıra hem geçmiş sanatsal ve kültürel tarihinin mirasına da sahip bir merkez olarak öne çıkacağı, hem de çağdaş sanatın Anadolu’ya açılmasının kapılarını açacağı öngörüsü içindeyiz. Böyle yaşayan bir müze girişiminin yine kalıcı bir dizi (çağdaş sanat, tarih, felsefe, müzik, edebiyat, tasarım vb.) bienal tasarımıyla birlikte zamanla yalnızca Türkiye ve Çukurova merkezli olarak sınırlı kalmayıp bütün geniş büyük Yakın Ortadoğu, Yakın Asya ve kuzey güney Akdeniz bölgesi ülkeleri, kültürleri ve uygarlıklarını da kapsayan belki de yalnızca Türkiye için değil bütün dünya için ilk uluslararası “Çağdaş sanat kültür vahası” olma hedefi ideali ve iddiasıyla çalışmaktayız.
ÇUKUROVA’DA ULUSLARARASI BİR ÇAĞDAŞ SANATLAR MÜZESİ VE AKDENİZ BÖLGESİ OLARAK BİR KÜLTÜREL ÇEKİM MERKEZİ
Uluslararası Çağdaş Sanatlar Müzesi, başta Akdeniz bölgesi çağdaş sanat kültürleri olmak üzere bütün dünyaya açık bir müze olarak düşünülmektedir. Kapsamında başta Akdeniz bölgesi olmak üzere tarih, felsefe ile geleneksel sanatlar, modern sanat, çağdaş sanat, güncel çağdaş sanat, (resim, heykel, fotoğraf, film, videoart, enstalasyon, performans sanatları, vd. olarak tasarlanmakta, hemen yanı başında diğer sanat alanlarının yanı sıra tarih ve felsefenin de bünyesinde yer alması amaçlanmaktadır. Müzik, edebiyat, film, gösteri ve tasarım sanatları da bu yakın ilişki bağlamları kapsamda ele alınmakta ve üzerinde farklı alanlardan danışmanlarla birlikte çalışmalar planlanmaktadır.
Öte yandan yine bilineceği üzere, özellikle 1990’lı yıllardan itibaren yeni döneme özgü vizyoner kültür politikaları öncülüğüyle dünyanın bütün gelişmiş ülkelerinde ulusal müzelerin yanı sıra MODERN ve ÇAĞDAŞ SANAT müzeleri ile sanat ve kültür merkezlerinin sayılarında büyük bir artış gözlenmektedir. Bu yeni modern, çağdaş ve güncel sanat müzeleri ve kültür merkezleri dünyanın her yönlü olacak bir biçimde gelişme vizyonu yüksek her ülkesinde gerek ulusal kültür politikaları, gerek tarihsel, sosyal, toplumsal ve ekonomik, gerekse ulusal ve uluslararası turizmi canlandırma amaçlı olmak üzere hem devlet hem yerel yönetimler ve özel sektör kuruluşları tarafından her anlamda büyük mali destek, çok yönlü bir özveri ve umutla desteklenmektedir.
ÖNÜMÜZDEKİ YAKIN ADIM: ULUSLARARASI AKDENİZ ÇAĞDAŞ SANAT BİENALİ / INTERNATIONAL MEDITERRANEAN CONTEMPORARY ART BIENNIAL
Bienal ana kavramımız: YAPABİLİRİZ! / Bienal Tarihimiz: 15 NİSAN – 30 MAYIS 2023 (Tarsus – Mersin – Adana – Hatay – Osmaniye – Kahramanmaraş) Bienal Küratörlerimiz: Prof. Dr. Tansel TÜRKDOĞAN, Dr. Fırat ARAPOĞLU, Bengü GÜN
Tarsus, Mersin, Adana, Hatay, Osmaniye ve Kahramanmaraş gibi bölgesel tarihsel kentlerin ile onların tarihsel geçmişlerini oluşturan uluslararası felsefi ve kültürel bir bölgenin kendi güncel çağdaş yaşamını, turizmini, ekonomik ve kültürel hizmet alanlarını hareketlendirip bu kentlerin tarihsel mekan, alan, semt, merkez ve bir zamanlar büyük işlevler üstlenmiş fakat günümüzde artık atıl hale gelip çürümeye ve yıkıma terk edilmiş fabrikaları, kamu binaları, toplumsal sosyal mekanları vb. koruma altına alınarak yeni çağdaş bir tasarımla yeniden yapılandırma, düşüşe geçmiş tarihsel kentleri ise ayağa kaldırarak eski zamanlardaki öncü konumlarına yeniden kavuşturulması amacıyla “çağdaş sanat müzeleri” pek çok ülkede çarpıcı, yaratıcı ve cesur bir öngörüyle desteklenmekte yeni yeni kültür projeleri hayata geçirilmektedir.
Akdeniz Bienali, esas olarak vakfın asıl amacına uygun olarak Uluslararası Çağdaş Sanatlar Müzesi ve o merkeze dayalı sanat kültür girişimlerini yaymak, olanakları çoğul çağdaş sanat ve güncel çağdaş sanat eserleri ve etkinliklerini bölge bağlamında örgütlemek, bölgeye yaymak ve olabildiği kadar bienal eserlerinden olabilir bir koleksiyonu müzeye kazandırmayı amaçlamaktadır.
Bu bağlamda bienal öncelikle alışılmış geleneksel anlamda bir “kavram”a dayalı bienali olmaktan öte esas olarak yeni bir “kültürel gelecek kurma” iddiası ve vizyonuyla Çukurova bölgesinde uluslararası bir çağdaş sanatlar müzesi kurma ideali fikri üzerine kurulu bir çalışma yürütmektedir. Bu nedenle de geleneksel bienallerden ve ülkemizdeki diğer bienallerden kısmen daha farklı ayrı bir çizgide kurgulanıyor. Kavram yerine bir tür hep birlikte yapma / kurma / oluşturma / gerçekleştirme eylemi üzerine kurgulanıyor. O nedenle de tercih kavramlardan çok bölgesel kültürel birikimler, ihtiyaçlar ve sanatçı ya da henüz sanatçı olma yolunda ilerleyen birikimli isimler üzerinden belirleniyor.
Bienal her şeyden önce birlikte yapılabilirliği, gönüllü katkı ve destekleri, vefakarlığı cefakarlığı birlikte hayatın içerisine taşımayı ve sanatı yaşamın bir parçası kılmayı hedefliyor.
Bienal bu bağlamda öncelikle bölgedeki (hem ulusal hem uluslararası olmak üzere) sanatçıları, inisiyatifleri, sanat gruplarını ve güçlerini bir araya getirmeyi, aralarında sanat ve kültür iletişimi kurmayı, geliştirmeyi amaçlıyor ve bu nedenle de YAPABİLİRİZ! Kavramı ve iddiasına öne çıkarıyor.
Bilindiği üzere Tarsus Kültür girişimi ve oradan doğan Çukurova Çağdaş Sanat kültür ve Eğitim Vakfı daha ilk kurulduğu günden itibaren YAPABİLİRİZ! mottosunu bilerek özellikle benimsemiş, bir bakıma Anadolu’da var olan onca olanaklara rağmen nedense üzerinde yeterince ısrar edilmeyen sanat-kültür girişimlerine karşı istikrarsız, umutsuz girişimlere karşı bu büyük YAPMA İRADESİ‘ni öne çıkarmaktadır.
Evet kesinlikle YAPABİLİRİZ! ve bunu Mersin, Tarsus, Adana, Hatay, Osmaniye ve Kahramanmaraş hep birlikte gerçekleştireceğiz. Akdeniz Bienalimizin ana kavramını da bu yüzden tamamıyla bu iddialı irade kavramı üzerine özellikle oturtuyoruz.
Ve şimdiden açıklamakta yarar umuyoruz ki: yine aynı tarih ve kapsamda 2024 yılında da ULUSLARARASI AKDENİZ MÜZİK BİENALİ / INTERNATIONAL MEDITERRANEAN MUSIC BIENNIAL …
Çalışmalarımız şimdiden başladı bile…
ÇUKUROVA ÇAĞDAŞ SANAT KÜLTÜR VE EĞİTİM VAKFI
(ÇUKUROVA ÇAĞDAŞ)
12 Aralık 2022
Ekrem Kahraman Hasan Şemsi
Genel Koordinatör ve Danışman Yönetim Kurulu Başkanı












